Üç Tenha Köpek – Attila İlhan’ın Aynı Adlı Şiiri Üzerine
Mart 29, 2009 Yorum yapın
(öncelikle, böyle ağlamalı, gözyaşlı yazılar falan yazmaktan uzun süre önce vazgeçtiğimi beni bilenler bilir, ama beni bilinler attila ilhan’a hayranlığımı da bilir. yine günlerden bir gün, idolümün şiirlerini okurken içimden geldi, karaladım bir şeyler. yine söylüyorum, böyle yazılar yazmak iğrenç bence. neyse, kafamda bu yazının canlanmasını sağlayan şiir için (bkz:benim yazının altı.)
sevdanın en görkemli, en “fiziksel ihtiyaçlardan kaynaklanmayan” mevsiminden kovulduk biz. gözlerini kapatarak yok olduğunu, görünmez olduğunu düşünen bir çocuğun saflığıyla ama samimiyetiyle saklandık bizden çok daha güçlülerden. karşı koyamadık. içimizde büyüttüğümüz öfkeyle şimşekler çaktırdık gözlerimizde. fakat gece karanlık, gören olmadı. iyi ki de olmadı. şimşekler çakan gözlerimiz ardındaki o rezalet korku, it gibi tir tir titreyen bedenimiz görünmemeliydi.
bak güneş karış karış alçalıyor, yarın daha da az yükselebilecek. umudunu mu kesmiş? yoksa bizi mi saklıyor bütün yorgunluğuyla? hala titriyor, sarsılıyor bedenlerimiz, kimse görmemeli bu acizliğimizi. güneş tekrar canlanmadan, gün ağarmadan kaçmalıyız, peki nereye, uykulara mı? uykular tutmaz ki karakolların korkulu karanlığında. başka bir şehre mi? yaşatmazlar ki? ama aynı güneş var? yine korur belki bizi? hayır, fark ettin mi? sürgünsün sen. sevilmeyeceksin, güneş o güvendiğin güneş olmayacak artık. sakın boş ümitlere kapılma. aşk, hiç bir zaman kovulduğun sonbahardakinden daha masum, daha hararetli olmayacak. şimdi çocuk, gözlerini kapa ve saklan.
…sen attila ilhan, sen kaptan, sen ömer haybo! sen, sonbahardan kovulmadın. sen bir sonbaharın insana verebileceği en büyük hediyeyi aldın; ahh, belki de ikincisini. peki ya biz kaptan? biz hala o korkulu karakoldayız, gece 1 ve uyku tutmuyor işte. son tramvayla yola çıksak? cesaretimiz yok. dedin ya, istanbul olmayan her yer bize sürgün ve fakat istanbul dağınık.
…sen bir insanın yazabileceği en sıradan ama en ihtişamlı dizeleri düzmüşken, biz, kendi cümlelerimizin soğuğunda uyuşturacağız bedenimizi. kaskatı. buzumuzu çözeceğini düşündüğümüz baharı bekleyeceğiz. ama bizi ısıtmayacak o bahar. yaşamaya devam edeceğiz sırılsıklam.
————————————————————-
ve gecenin son tramvayında üç tenha köpek
bir ben bir yağmur hazırlığı bir de sabiha
ürkek gözlerimizi ellerimizle örterek
içimizden geldiği kadar şimşek çakıyoruz
uzak yankılar halinde bir daha bir daha
istanbul’u dağınık bir romanda unutmuşuz
nasılsa yaşatmazlar başka bir yere gitsek
belli bir şey sonbahardan kovulduğumuz
sokakları kirleten üç tenha köpek
bir ben bir yağmur hazırlığı bir de sabiha
gece bir’den sonra uykularda yer bulmak zor
eski karakollarda korkuların gürültüsü
cebimizden çıkarmıyoruz ellerimiz titriyor
eylül çakallarından kaçıp gizlenerek
birbirimizi eskittik işin kötüsü
üç sonbahar sürgünü üç tenha köpek
kaç nefes daha noksan sabahtan sabaha
kaç karış daha yorgun her akşam üstü
çoktan yıkılırdık öfke ayakta tutmasa
en çetrefil yanımızla böyle direnmesek
bir ben bir yağmur hazırlığı bir de sabiha
bulutlara havlayan üç tenha köpek
