Sen çok iyi bir insansın…
Ekim 17, 2010 Yorum yapın
bunu söyleyen kadın “erkeğim olamazsın” demektedir. kuvvetle muhtemeldir ki kadın tarafı tipinizden hoşlanmıştı zamanında. belki bir gülüşünüzden, belki arkadaş grubunuzdaki otoritenizden, belki porschenizden, belki garsona bıraktığınız 100 lira bahşişten. bir şekilde hoşlanmıştı yani ne bileyim.
bu noktada, kadının seni değerlendirme süreci başlıyor. senin için önemli olan, kadın tarafının senden hoşlandığını belli ettiği andan itibaren ona kadınlığını hissettirebilmen. ilk zamanlar çok önemli. cümleleri kısa kesmek, açık sözlü olmamak, hayatı çözmüş çakma freud analizlerini cümlelere dökerek bir çuval inciri bok etmemek çok önemli…
misal…
siyah bir bluz-etek kombinasyonu yapmış olsun kadınımız akşam yemeği için. evinin önüne çektik arabayı, indik, ev ile araba arasındaki yolun yarısına kadar yürüdük. bir iltifat etmemiz gerekiyor. iltifat ederken dikkat edeceğin en önemli unsur, kıyafetine odaklanmak, ufak bir iltifattan sonra hafifçe elini tutmak ya da beline sarılarak kadınımızı sarsmadan güzelliği hakkında da ince bir kompliman yapmak ve bu seremoniyi bitirerek arabaya kadar yürümek. bu kompliman seremonisini yemek sırasında, öncesinde tekrarlamak senin konuşacak bir şeyin kalmadığı intibaını verir. o olmasa bile bu konuşmalar “senin gibi güzel bir kadının yanında olmak gurur verici” cümlesine doğru yol alır ki, kadın senin önceki hayatını bilmiyorsa kafasında negatif izlenimler doğabilir. kilit şu: ince iltifat, ciddi, hiçbir alaycılık taşımayan bir yüz, söylemek istediklerinin hepsini söylememek…
üçüncüyü açayım biraz:
sözlükte takıldığına göre sen büyük ihtimalle hatun kankaları olan, arada bir kaç sevgili edinmiş benim gibi bir insansın. sevgililerine de hatun kankalarına davrandığın gibi davrandığın için elinde bir türlü tutamamışsın. (tahmin ediyorum, bence öylesin yani, değilsen değilim de.)
akşam yemeğindeki komplimana geri dönelim. şimdi bilinçdışı hareketlerin var senin. her zaman kankalarınla bambiye akşam yemeğine gitmeye alışmışsın. siyah bluz, etek kombinasyonunu görünce kankanın üzerinde, ona yarım ağızla bir iltifat ediyorsun. sonra “ince göstersin diye mi simsiyah giyindin kız, şişman değilsin ki sen, başka renkler de dene” diyerek dil çıkartıyorsun ve gerizekalılıkların en büyüğünü yaparak hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorsun.
kısa kesmekten kastım buydu işte. sevgilinleysen ona kadınlığını hissettirdikten sonra, yapmaya alışık olduğun her şeyi es geçmelisin, o sikim gibi cümleleri kurmamalısın. ses tonun kankana “çok şıksın” derkenki gibi olmamalı, cümlenin sonuna doğru ses tonun yükselmemeli. çünkü bu sesini daha özgüvensiz, daha “söylesem de kurtulsam” havasına büründürür. ses tonun cümle sonuna doğru alçalmalı ve belki biraz çatallaşmalı, gözlerindeki ifade keskinleşmeli, hareketlerin apaçiliğe kaymayacak bir erkeksiliğe ve sahiplenmeye bürünmeli.
ben de biliyorum bunları bildiğini. hatta bunların ne kadar klişe olduğunu düşündüğünü de biliyorum. “herkes yapıyor abi bunları zaten, ben bunları yapmayayım da klişeleri aştığımı göstermiş olayım. hani bunları onlarca kez yapmışım ama artık kendimden taviz vermeden hareket ediyormuş gibi gözükeyim” dediğini de biliyorum. ve bu yüzden karşındaki kadına hiçbir yerde kadınlığını hissettiremediğini de…
alacağın tepki nedir biliyor musun o kıytırık düşünce tarzıyla?
- sen çok iyi bir insansın.
evet lan öylesin. sen çok iyi bir erkek değilsin. sadece insansın. yani kız olsaydın da çok iyi bir insan olacaktın. çünkü ruh aynı, beden farklı. kadın seni erkek olarak görmüyor işte. seninle sevişirken kendinden geçemeyeceğinin farkında. çünkü yine gereksiz cümlelerle “klişe” sandığın ama sadece birer kural olan davranışları yapmayacağını, romantizmin en güzel anlarında yapabileceğin bütün salaklıkları düşünüyor.
…ve sana siktiri çekiyor adamım. sakın bunu sen gerçekten “iyi” bir insansın gibi bir iltifat sanma. bu, sadece sevişilmezsin demek. bir çocuk doğurulup emanet edilmezsin demek.
bunu söyleyen kadına suç atma sakın. ben de atıyordum. ta ki oturup adamakıllı kendimi sorgulayana kadar.
