Flex display:none equivalent
Ocak 16, 2012 Yorum yapın
On CSS, we can simply hide a DOM element by setting display style to “none”.
For Flex 4, a UIComponenet can be hide by setting its two property.
includeInLayout = false;
visible = false;
Kodır kişiliğim, insan kişiliğimin her zaman bir adım önünde olmuştur Rıfat Abi.
Ocak 16, 2012 Yorum yapın
On CSS, we can simply hide a DOM element by setting display style to “none”.
For Flex 4, a UIComponenet can be hide by setting its two property.
includeInLayout = false;
visible = false;
Şubat 28, 2011 Yorum yapın
Tank yürüttünüz lan kalbime, sevdama balans ayarı çektiniz. Demokrasim uf oldu.
Havsalam yetmedi; Hıncal Uluç kadar arsız, Yılmaz Özdil kadar boş, Fatih Altaylı kadar dönek, Rasim Ozan Kütahyalı gibi haddini bilmez olduğuma inandırdınız beni.
Uf oldu demokrasim, öyle dediler yani; bir de evimde kimyasal silah varmış. Evet var, küp şekeri tam bir silah kıvraklığıyla kullanabiliyorum. Konya yöresinin bir savunma sanatı bu.
Daldınız bu yüzden topraklarıma, “naber lan topraam” diyemeden oldum toprağımdan, sergenimden.
Üzdünüz lan beni. Kocaman bir sevgi büyütmüştüm oysa ki içimde. Sonra sıçtım geçti. Sonra bi arı kondu üstüne. Belki de o sendin. Sonuçta eşkıya da sen ben gibi insandır.
Annem bir melek gibi uçacak sandım, o bir kuş gibi yere çakıldı.
Biliyor musun, yemyeşil çimenler sandığım her yer aslında öylemesine çakıldı, taştı, barniydi, molozdu, taştı.
Emma ben hiç ses etmedim. O korkulu gözlerimin ardından sesim çıktığınca anırdım. Ses kısıkmış. Yine de bütün hayallerimin altı yandı, dibi tuttu. Öyle yedim, başka bir şey yoktu yeyecek.
Yeyecek dedim de, Özdemir Asaf’a köylü diyorlarmış ya en çok o gücüme giderdi. Yok be, ona köylü denmesine değil; köylü diye bir sıfat olmasına… Sonuçta altın çamura düşmekle üf olmaz. Daha iyi, ilgi çekmez, bekler öylece. Bulduk onu, öptük, alnımıza koyup yukarı bir yere kaldırdık ve eminim hala oradan bi yerlerden bizi izliyor.
Şey düşünüyorum, yüce yaradanım bizi izlemekten sıkılıyodur bence bazen. Hani prime time olaylar var, iki savaş falan emma onun dışında gayet sıkıcıyız lan. İnsanın bi yarısı onu inkar ediyor, bir yarısı varlığına inandırmak için neler neler ediyor. Hani bir bölüm izlersin, iki bölüm izlersin de bayar yani bi yerden sonra. İlgi çekmesi için atraksiyon lazım aga.
Bence en saf ama malca ilgi çekme yöntemi şu ergenlerin yaptığıdır. Hani otobüste sarışın ama kimseye yüz vermeyen şirin kız hafif öne oturur bizim dallamalar da otobüsün arkasına konuşlanırlar ya. Ha sonra kız duysun diye bağıra bağıra espirtiler yaparlar böyle gülmeli, anırmalı. Sonra önden bi amca bağırır “susun lan silikon tıfıllar, başımız şişti”; ha işte ben hep o amca olmak istemişimdir. Susun lan kafam şişti diye bağırmak… Şişti lan; sizin sesinizi bastırmak için konuşurken kendi sesimden başım şişti. Öndeki sarışın kız da evlendi çoluğa karıştı. İbneler, kaç kere dedim yanına gideyim adam gibi konuşayım dedim, “yok la bebe, böyle yap, sever kızlar” dediniz. Mallar. Hepinizi şimdi feysbukta yeni eklediği kıza “ya sen bu kadar güzel miydin” diye fotoğraf altı yorumlar yaparken görüzlüyorum.
Şimdi benim yaşım kaç? 25. Bugün günlerden ne? Pazartesi… Yani? Ne yani? Yok bişi.
Dağılın.
Şubat 2, 2011 Yorum yapın
Once, I tried to add a component into my composite component by overriding its createChildren method.
I have added it successfully but wait, sometimes, it added this component twice.
This was remarkably surprising. Then I investigated this issue and figured that out:
Internal component might be added by the super class before createChildren method of your subclass. So we have two options to prevent this weird behavior:
1- Be sure that you call super.createChildren() in the very end of subclasses overridden createChildren method:
override protected function createChildren():void{
var objectList:DropDownList = new DropDownList();
addChild(objectList);
super.createChildren();
}
2 – Null check the component you wanna add after defining it as a class property:
protected var objectList:DropDownList = new DropDownList();
override protected function createChildren():void{
if(!objectList){
addChild(objectList);
}
super.createChildren();
}
Kasım 21, 2010 Yorum yapın
Çirkindi.
Allah’ın belası güzellik sınırının 120 promil altındaydı.
Gözlerinin sana nasıl baktığını başkasına anlatırken utanacağın kadar…

Onu tanımıyordu. Yalnızca, gözlerindeki sinmişliğin, ürkek kırpınışların beyazımsı kahverengi aleviydi ne kadar da tükendiğini gösteren.
Hala çirkindi.
Ondan hoşlandığını söylediği ilk kişinin nasıl da kahkahalar atarak tükürükler saçacağını bilebileceğin kadar.
Kumsaldaydılar. Karanlıktı. Karanlıkta bedenler susar. Gözler avazı çıktığı kadar parlar ışıl ışıl. Sesi çatallıdır gözlerinin, titrer. Karanlık, gözlerinin “doğruyu söyleyen” ayıbını örtemez. Bütün utançları sarmalar ama.
Çirkin bir kadının gözlerine bakarken utanmasına gerek kalmayacak kadar karanlık olmalıydı her yer. Ama ay, kendince mutlu etmek istiyordu belki de güneşi özleyenleri. Hayır, yaptığı oyunbozanlıktı. Gerçekten de ışık değildi, güneş değildi insanların istedikleri. Hani tam uykuya dalacakken aklına bir pişmanlığın gelir, uykunu kaçırır; sonra mücadele edersin, kendini affedersin, tekrar uykuya dalmaya çalışırsın, tam da o anda daha kuvvetli bir yumrukla geri döner pişmanlığın, yataktan fırlarsın. İşte buydu ayın yaptığı. Belalı, komik olmayan espriler yapıp neşe saçtığını düşünen tipler vardır ya; işte öyle rahatsız ediciydi.
Dakikalar tedirginlikle geçti; bulutun birisi elinin tersiyle kapattı ayın üstüne… Oh, yeterince karanlıktı; utançlar yok olabilirdi artık.
Kadın, yapabileceği en büyük yanlışı yaptı. Çantasından bir mum çıkardı. Yaktı. Yüzü aydınlandı. Ortalık aydınlandı. Erkeği bir pişmanlık kapladı. Çirkin bir kadın vardı yanında. Göreceklerdi onu. Ne hissettiği önemli değildi. Bir insanın bütün korkularını emip onu huzura kavuşturmanın mutluluğunu yaşayamadan, gözlerindeki ışıltının, “seni asla unutmayacağım, beni bırakacağından adım gibi emin olsam da” diyen narin sesindeki tedirginliğe aldırmadan, acımadan sıyırdı elini kadının ellerinden. ( Sanki ona hiç yapılmamıştı bu, acısını bilmiyordu.)
Hafif bir meltem esti. Belki de kadının kaderinin güçsüz bir iç çekişiydi bu. Bu güçsüz “nefes” bile mumu söndürmeye yetti. Kadın, çaresiz başını önüne eğdi. Tekrar çakmağını eline aldı, mumu yakmaya davrandı. Olmadı. Adam, kadının küçümen elleriyle beraber kavradı çakmağı. Hafif bir acımayla, iki parmağını el ayasında gezdirdikten sonra… Tam o sırada yan taraftan bir havai fişek atıldı ve gökyüzü aydınlandı. Burada adetti bu. Herkes birbiri için istek havai fişek arttırırdı. Yani öyle kaderin oyunu, tanrının mesajı falan değildi. Burayı kısa geçiyorum o yüzden.
Mumu yaktı. Kadının avuçlarını eline aldı. Mumun etrafına gerdiler dört eli. İkisi görece büyük, duygusuz; ikisi küçük, heyecandan titrek, sıcacık. Olmadı. Yine aynı ufak meltem, yine cılız ateş. Bu sefer ikisi de üzüldü. Gözyaşı yoktu. Aynı kişiydiler. Biri öncelerde çokça yaşamıştı bu duyguyu, diğeri halihazırda yaşıyordu. Hangi duyguyu mu? Anlayamadın mı? Adam, kadının yaşadıklarını tam olarak biliyordu. Ve şimdi, geçmişte karşısındakilerin yaşadıklarını yaşıyordu. Artık kadınla bir bütündü. Kadın, onun geçmişiydi. Geleceği olamayacak kadar geçmişte kalmalıydı. Kadın, adamın ta kendisi olmuştu. Artık ondan kaçamayacaktı, biliyordu. İnsan kendinden kaçamazdı. Belki uykusunda…
Derin bir uyku kapladı bedenini. Rüyalarından korktu, uyumamalıydı. Gözleri ağırlaştı. Kapandı. Kadın, boylu boyunca yanına uzandı. Kapalı gözlerini huzur işareti sandı. Değildi. Adamın göğsüne yasladı kafasını. Adamın göğsündeki o anlatılmaz boşluk dolmuştu sanki. Cuk oturmuştu.
Anlatmaya kalktı adam yaşadığı duygu karmaşasını. Karşılık olarak sadece “çirkin lan o kız” cevabını aldı.
Tek bir sıfatı vardı o kadının. Ne kadar sıcak olsa da, ne kadar sevse de, ne kadar sadık olsa da, ne kadar CESUR olsa da tek bir sıfat.
ÇİRKİN.
Ey insan, bu senin çirkinliğin. Çirkin, senin için sadece çirkin. Güzelliğin o mum gibi; kimle yakmaya çalışırsan çalış, hilkatının zayıf nefesi bile o cılız, aciz alevini söndürecek güzelliğinin.
Anlamayacaksın. Anlayamazsın.
Kasım 1, 2010 Yorum yapın
I dealt with a completely dynamic menu lately. This menu;
1- Takes all items
2- Takes all display names
3- Takes all functions that will be triggered from the server side and
4- Executes the related functions by Reflection.
Server side returns me an XML like this:
And I am meeting this XML with an ActionScript object structured such as:
I first created a menu bar with a click handler function called “create”:
“create” function calls the remote object that returns me an XML I showed before. And set the stageX, stageY variables that will be used to position the menu.
I inserted all menu item contents to an Array Collection and assign to the menu as an Data Provider. On every menu item object in which is provided in Array Collection is labeled with the label property of the items. After filling the menu, I bound a click listener to the menu. This listener will execute a method by reflection (I mean the name of it.)
This reflection function is below: Here, MethodInvoker is a class to execute a function by its name and provided with “as3commons-reflect.swc”. Here, “target” is the class that includes the desired function, “method” is the name of the method and it has the same name as the label of the menu item. Here, if we click the addUser item in the menu it will create a MenuEvent handled by “menuSelect” function. It executes the “addUser” function by reflection.
That’s all. We can use this component to provide different menus to users with different credentials.
Bon appettite.
Ekim 30, 2010 Yorum yapın
Q: I want a custom component that behaves differently than the default grid. I mean, I want my grid’s behaviour be different against the core events. What should I do?
A: In fact, this can be done by MXML tags easily. Here is the problem, a developer never wants to be such alienated from the code flow as knowing nothing about the process. So we will extend our data grid with Actionscript 3.
Q: Then which properties we need to modify first?
A: We will call a remote service with some parameters. This service will response with an XML. We first need to set the data provider of the datagrid, then for viewing the data, we should set the grid columns and map them to data object fields. This is how we set and map the columns it by MXML:
<mx:DataGridColumn headerText=”NO” dataField=”id”/>
Here, we said the content of the column will be an object’s “id” property. And the web service returns us an XML content structured like this:
So, we must point our data provider to the PaperContentSummary node of the XML response. Right? Yeap, right. Then lets initialize our data provider in constructor of our custom data grid. We will use an ArrayCollection instance as a data provider and we will refresh it everytime our service returns a new response. In onEvent function we used a phrase “oEvent.result.PaperContentSummary”. Why? Because result attribute of the ResultEvent object is the root element of the XML. And the nested nodes of XML are converted into object properties.
private function onEvent(oEvent:ResultEvent):void
{
// myDP is an ArrayCollection instance
myDP = oEvent.result.PaperContentSummary;
this.dataProvider = myDP;
}
Q: How to define the columns with Actionscript?
With AS, we should create an array, push all needed columns to this array and then assign it as columns attribute of the data grid:
var columns:Array = [];
var titleColumn:DataGridColumn = new DataGridColumn( “title” );
titleColumn.headerText = “TITLE”;
titleColumn.dataField=“title”;
titleColumn.showDataTips=true;
Define second column and make it invisible, we will use it in our inner processes, do not need to show it to user.
var idColumn:DataGridColumn = new DataGridColumn(“isOpened”);
idColumn.visible = false;
Assign the array to datagrid as “columns” property
//Add the columns to the array
columns.push(titleColumn);
columns.push(idColumn);
this.columns = columns;
Q: Columns are ready, function for reading remote service response reading is ready. But how to call the function and bind this function to the asynchronous service call?
We first create a service called “ContentService” which is extending HTTPServiceWrapper.
Setting the data provider is slightly different when we wanna do it by Actionscript. With XML, we define a CallResponder and assign its last result as our data grid’s data provider. But with this approach, we are alienized to asynchronous call result handling and etc. In background, CallResponder listens for the ResultEvent.RESULT or FaultEvent.FAULT events. We will add these listeners manually;
var pcs:ContentService; = new ContentService();
pcs = new ContentService();
pcs.addEventListener(ResultEvent.RESULT,this.onEvent);
And lets invoke the getContentsOfUser function of the service with a String parameter:
pcs.getContentsOfUser(“talha”);
That’s all. Whenever getContentsOfUser method returns a result, onEvent function which we bound to ResultEvent.RESULT event will be executed and the data will be refreshed by mapping the XML to the object. But wait wait wait; which object? We should define it in service return type. I will not delve into the details of this. Just giving you the structure of the object:

Here, title property will be mapped to the title column of the data grid because of our Data Grid Column configuration.
Thats all. Our custom data grid is ready. Bon appettite.
Ekim 17, 2010 Yorum yapın
bunu söyleyen kadın “erkeğim olamazsın” demektedir. kuvvetle muhtemeldir ki kadın tarafı tipinizden hoşlanmıştı zamanında. belki bir gülüşünüzden, belki arkadaş grubunuzdaki otoritenizden, belki porschenizden, belki garsona bıraktığınız 100 lira bahşişten. bir şekilde hoşlanmıştı yani ne bileyim.
Ekim 17, 2010 Yorum yapın
Aman allahım ya…
Ben bu kadar yapmacık bir şehir görmedim. Sebebini daha sonra anlatacağım.
Shenzen’de Hongkonglu bir çok arkadaşım olmuştu. Böyle kemik büyük gözlüklü, renkli saçlı erkekler ve tipi Koreliye kaçan ciddi manada güzel Çin kızları… Arasıra eğlenmek için bizim mekanlarımız olan Richbaby ve Babyface’e takılıyorlardı. Bir de ne hikmetse KTV’lerin burada daha eğlenceli olduğunu söylüyorlardı. Bunun için de geliyorlarmış. Neyse… Popüler muhabbetlerimiz arasında bu kentin nasıl bir yer olduğu, daha da çok, neden Hongkong’u Çin’e yeğledikleri vardı.
+Shenzen çok tehlikeli…
+ Shenzen insanının dili dişi anlaşılmıyor. (bilader, sizin lehçeniz azınlıkta, ne bu artizlik?)
+ Çin insanı görmemiş. (sonradan görme diyorlar yani)
Ekim 17, 2010 Yorum yapın
Q: Why we need this?
A: Because we may need some information from server side code to initialize the client side application code developed with Flex 4.
Ekim 16, 2010 Yorum yapın
Ya ben neyse. Arada bir alan adı değiştirdim. talhaocakci.com’un hostu yandı. Yazdığım her şey gitti. Sözlük, blog, diğer internet sitelerinde yazdığım her şeyi taşımıştım. Hepsi gitti. Neyse. Buradan temiz bir başlangıç yapacağım artık.